Kayseri’de Bir Kış Sabahı
Önerdiğimiz İçerik: İşaret dili neden yasaklandı ?
Sevgili Hisi ziyaretçileri, bugün “İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Kayseri’nin kışını anlatmak zor. Soğuk sadece yüzüme çarpmaz, sanki içime de işler. Sabahları uyanırken pencerenin buğusuna bakıp uzun süre düşünürüm. 25 yaşındayım. Artık “genç sayılır mıyım yoksa yetişkinliğe tamamen girdim mi” sorusu bile yorucu geliyor bazen. Günlük tutuyorum, çünkü içimde birikenleri kimseye anlatamadığımda kâğıt sabırlı oluyor.
O sabah yine defterimi açtım. Elim titremiyordu ama içim titriyordu. Çünkü aklımda tek bir cümle dönüp duruyordu:
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Bunu ilk kez kendime sormuyordum. Ama o gün, sanki soru ilk kez bu kadar ağırdı. Sanki cevabı bulamazsam hayatım da askıda kalacaktı.
Sertifikanın Hikâyesi
İşaret dili kursuna başlamam tesadüf değildi. Bir gün hastanede beklerken yanımda bir anne vardı. Oğlu duymuyordu, konuşamıyordu. Annesi çaresizce etrafına bakıyor, kimseyle iletişim kuramıyordu. O an içimde bir şey kırıldı. Bir insanın dünyaya bu kadar kapalı kalması beni korkuttu.
O gün eve döndüm ve araştırmaya başladım. “İşaret dili kursu”, “işaret dili eğitimi”, “sertifika nasıl alınır”… Her şey bir anda hayatımın merkezine yerleşti. Birkaç hafta sonra kendimi kursa yazdırmıştım bile.
İlk günler çok zor geçti. Ellerim birbirine karışıyordu. İşaretler sanki yabancı bir dil değil de başka bir evrendi. Ama garip bir şekilde mutlu oluyordum. Çünkü ilk defa bir şeyin gerçekten “anlamlı” olduğunu hissediyordum.
Ama o anlamın yanında bir soru büyüyordu:
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
İçimde Büyüyen Atama Kaygısı
Türkiye’de büyüyen herkes gibi ben de “atanma” kelimesini erken öğrendim. Bir iş, bir gelecek, bir güvence… Bunlar sadece hayal değil, aynı zamanda baskıydı.
Kursun ikinci ayında hocaya sordum:
“Hocam, işaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Bir an durdu. Gülümsedi ama o gülümseme biraz eksikti.
“Çeşitli kamu kurumlarında, hastanelerde, bazı belediyelerde tercümanlık yapabilirsin ama kadro durumu değişken,” dedi.
O “değişken” kelimesi içime oturdu. Değişken… Yani belirsiz. Yani beklemek. Yani umutla umutsuzluk arasında kalmak.
Kurs Günleri ve Sessiz Bir Dilin İçinde Kaybolmak
Kurs günleri benim için küçük bir sığınaktı. Kayseri’nin gri sokaklarından çıkıp küçük sınıfa girdiğimde dünya değişiyordu. Orada ses yoktu, ama iletişim vardı. Garip bir huzur.
Bir gün öğretmenimiz “sevgi” kelimesini öğretti. Ellerimizi göğsümüze götürüp yavaşça hareket ettiriyorduk. O an bir şey fark ettim: Bazı duygular gerçekten ses istemiyordu.
Ama yine de zihnimin bir köşesinde aynı soru duruyordu.
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
İlk Gerçek Temas
Bir gün kurs çıkışı bir AVM’de küçük bir çocukla karşılaştım. Annesiyle birlikteydi. Çocuk işitme engelliydi. Bunu hemen anladım, çünkü kurs sayesinde artık işaretleri tanıyabiliyordum.
Göz göze geldik.
Elim otomatik olarak hareket etti. Basit bir “merhaba” işareti yaptım.
Çocuğun yüzü değişti. Gülümsedi. O an içimde bir şey koptu. Sanki yıllardır aradığım bir parçayı bulmuş gibi oldum.
Annesi şaşırdı, sonra teşekkür etti.
Ben ise yürürken kendi kendime tekrar ettim:
“Ben bunu yapabiliyorum.”
Ama hemen ardından başka bir cümle geldi:
“Peki işaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Geceleri Defterime Yazdıklarım
Geceleri Kayseri’nin sessizliği daha da ağır olur. O zaman defterim benim tek arkadaşım olur.
“Bugün bir çocukla konuştum. Sesim olmadan konuştum. Ama yarın ne olacak bilmiyorum.”
“Bir sertifika aldım. Ama bu sertifika beni bir yere götürecek mi?”
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim? Bunu sormaktan yoruldum ama sormazsam da içim rahat etmiyor.”
Defterime yazdıkça biraz hafifliyorum ama soru hep geri geliyor.
Bekleyişin İçinde Sıkışmak
Kurs bitti. Sertifikayı elime aldığım gün garip bir boşluk hissettim. Mutluluk vardı ama kısa sürdü. Çünkü artık gerçek hayat başlamıştı.
İnternette ilanlara baktım. Hastaneler, belediyeler, bazı özel kurumlar… Ama çoğu “deneyim” istiyordu ya da kadro açmıyordu.
Günlerce bilgisayar ekranına bakıp durdum.
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Bu soru artık sadece bir merak değildi. Bir çaresizlikti.
Hastane Koridorlarında Bir Gün
Bir gün yine hastaneye gittim. Bu sefer farklıydım. Elimde sertifikam vardı. Sanki o kâğıt beni görünmez bir şekilde güçlü yapıyordu.
Bir hemşireye yaklaştım:
“İşaret dili tercümanı ihtiyacı var mı?”
Bana baktı, başını salladı:
“Şu an yok ama olursa duyuruyoruz.”
O an içimde küçük bir umut yükseldi, sonra aynı hızla düştü.
Koridorda yürürken kendime şunu söyledim:
“Ben burada olabilirim. İnsanlara gerçekten yardım edebilirim.”
Ama yine o soru:
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Hayal Kırıklığı ve Sessiz Çatışma
Bir süre sonra moralim bozulmaya başladı. Her başvuru, her bekleyiş beni biraz daha yıprattı.
Ailem bile sormaya başladı:
“Ne olacak bu iş?”
Cevap veremiyordum.
Çünkü ben de bilmiyordum.
Bir gece defterimi açtım ve uzun uzun yazdım:
“Ben bu dili boşuna mı öğrendim? İnsanlara dokunabiliyorum ama sisteme dokunamıyorum.”
O gece ağladım. Uzun zamandır ilk kez.
Ve yine o cümle:
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Ama bu sefer daha kırgın bir tonda.
Umutla Yeniden Başlamak
Bir gün belediyeden küçük bir duyuru gördüm. İşitme engelliler için sosyal projeler… Gönüllü tercümanlık.
Hemen başvurdum.
İlk etkinlik günü kalbim çok hızlı atıyordu. Orada yaşlı bir adam vardı. Yıllardır hiç kimseyle rahat iletişim kuramamış. Ona basit işaretlerle kendimi tanıttım.
Gözleri doldu.
O an anladım ki mesele sadece atanmak değildi.
Mesele “ulaşmak”tı.
Ama yine de içimdeki resmi taraf boş kalıyordu. Gelecek hâlâ net değildi.
Son Düşünce
Şimdi yine defterimin başındayım. Kayseri’nin gecesi dışarıda ağır ağır ilerliyor.
Sertifikam masanın üzerinde duruyor. Bir kâğıt parçası gibi değil, bir umut gibi.
Ama içimdeki soru hâlâ orada:
“İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim?”
Belki bir gün cevabı bulurum. Belki de bu soru hiç tamamen bitmez.
Ama artık biliyorum ki bazı yollar sadece atanmak için değil, insanlara dokunmak için vardır.
Ve ben o yolda yürümeye devam ediyorum.
Okuyucularımıza “İşaret dili sertifikası ile nereye atanabilirim” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Hisi ekibi olarak bizi okumaya devam edin!