Bilimsel Merakla Bir Başlangıç
Hayatın her alanında olduğu gibi — toplumsal ilişkilerde, çatışmalarda, barış arayışında — adalet ve barış arayışı insan ruhunu derinden tatmin eden bir konu. Bu yazıda, Hucurât Sûresi’nin 9. ayetinde neyin vurgulandığını, bir topluluk çatışması, adalet, uzlaşı ve yeniden barış bağlamında ele alarak — biraz da bilimsel ve sosyolojik bakış açısıyla — incelemek istiyorum.
—
Hucurât 9. Ayet Ne Diyor?
İfade ve İçerik
Ayetin orijinal ifadesine göre: “Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle çarpışırlarsa, aralarını düzeltin. Eğer onlardan biri haksızlık eder, saldırırsa, Allah’ın hükmüne dönünceye kadar saldıranlarla savaşın. Eğer dönerlerse, aralarını adaletle buluşturun; çünkü Allah adalet yapanları sever.” ([Surah Quran][1])
Yani bu ayet, iman sahibi topluluklar arasında çatışma ortaya çıkarsa — ki bu normal kabul edilmiyor, ama ihtimal dahilinde görülüyor — bu durumda ne yapılacağı hakkında yol gösteriyor: önce arabuluculuk ve sulh, eğer saldırganlık varsa adaletsiz tarafla mücadele, adalete dönüldüğünde yeniden barış ve adalet. ([quran-wiki.com][2])
—
Bilimsel ve Sosyolojik Açıdan Ele Alırsak
Toplumsal Çatışmalar ve Arabuluculuk
Sosyoloji ve çatışma çözümü literatüründe, “çatışan taraflar arasında arabuluculuk” uygulamaları, grup içi veya grup‑grup arası anlaşmazlıkların şiddetle değil, diyalog ve uzlaşıyla giderilmesi için önerilir. Bu yaklaşım, toplumsal istikrarı, güveni ve karşılıklı saygıyı korumayı amaçlar. Hucurât 9. ayetin bu kısmı — “aralarını düzeltin / sulh edin” — modern barış bilimindeki arabuluculuk/model uzlaşı kavramıyla oldukça paralel.
Bu tür arabuluculuk:
gruplar arasındaki düşmanlığı azaltır,
güven ortamı yeniden kurar,
uzun vadeli sosyal dayanışmayı mümkün kılar.
Ayrıca psikolojik araştırmalar, uzlaşı ve adalet hissinin toplum içi bağlılığı, empatiyi ve kolektif dayanışmayı artırdığını gösteriyor. Bu da ayetin toplumsal huzur vizyonuyla uyumlu.
Adaletsizlik ve Haklı Mücadele
Ayet, eğer bir taraf haksızlığa uğradığını, zulüm veya saldırı altında olduğunu iddia ediyorsa — ve saldırganlık devam ediyorsa — “Allah’ın hükmüne dönünceye kadar” mücadele edilmesini öngörüyor. Bu, yalnızca uzlaşı hedefli değil; adaletin korunması, mağdurun hakkının gözetilmesi yönünde bir duruş.
Siyaset bilimi, adaletin sağlanması ve kurumsal düzenin korunması bağlamında, adaletsizlik karşısında haklı mücadelenin — meşru zeminde — toplumsal barış ve hakikate ulaşmak için gerekli olduğunu vurgular. Ayet, bu dengeyi kuruyor: öncelik barış; ama adalet ayaklar altına alınırsa, hak arama hakkı.
Uzun Vadede Toplumsal Bağ Kurma – “Adil Toplum” Modeli
Ayet sonunda “Allah adalet yapanları sever” diyerek, adil olmanın, sosyal düzen ve bireyler arası eşitliğin önemini vurguluyor. Bu, bir toplumda adalet, eşitlik ve barış temel değer olarak yer almalı diyen modern demokratik ve etik anlayışla uyumlu.
Sosyologlar, adaletin ve eşitliğin hissettirildiği toplumlarda bireylerin topluma güveni, aidiyeti ve bağlılığı yüksek olduğunu; bu sayede toplumsal sorunların çözümünde kolektif çalışmanın, empati ve dayanışmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Hucurât 9. ayet, o ideal toplumsal düzenin hem manevi hem de pratik temellerine işaret ediyor.
—
“Adalet ve Barış” — Neden Bu Ayet Bugün de Önemli?
Günümüzde farklı grup, etnik köken, mezhep, ideoloji gibi parametrelerle ortaya çıkan toplumsal çatışmalar var. Bu ayet, çatışmaları körüklemek yerine barışçıl çözümü, adaleti ve haklı direnişi birlikte öneriyor.
Kurumsal adaletin zedelendiği ortamda — örneğin adaletsiz yönetim, eşitsizlik, baskı — zulme uğrayan tarafın hakkını araması, ayetteki meşru direniş anlayışıyla paralel değerlendirilebilir.
Uzun vadeli toplumsal barış ve birlik için adalet ve eşitlik temel oluşturuyor. Bu ayet, toplumun farklı gruplar arasında barış ve adalet ile var olabileceğini söylüyor.
—
Merak Ettiren Sorular
Bir topluluk içinde adaletsizlik hissi varsa — devlet, kurum, grup ne olursa olsun — bugün bu ayet çerçevesinde meşru bir “adalet arayışı” nasıl yürütülebilir?
Uzlaşı ve barış öncelikli yaklaşım, toplumda kalıcı huzur sağlayabilir mi; yoksa bazen hak arayanların “adil mücadele”sini engellemez mi?
Farklı inanç, ideoloji ya da etnik kökene sahip toplumlarda, bu adalet–barış dengesi nasıl kurulabilir?
—
Sonuç: Evrensel Bir Mesaj — Adalet, Uzlaşı ve Barış
Hucurât Sûresi 9. ayet, inananlar arasındaki çatışmada önceliği barışa, uzlaşıya veriyor; ama adaletsizlik, zulüm veya haksızlık durumunda meşru mücadeleyi, adalet temelli çözümü de onaylıyor. Bu, hem bireyler arası hem de toplumlar arası ilişkilerde rehber olabilecek bir çerçeve sunuyor.
Bilimsel, sosyolojik perspektiften baktığımızda da — arabuluculuk, adalet, toplumsal dayanışma gibi kavramlar — bu ayetin mesajıyla büyük ölçüde örtüşüyor. İçinde yaşadığımız karmaşık dünyada, bu dengeli ve adil yaklaşım hâlâ büyük anlam taşıyor.
Sizce, bugün bir topluluk çatışmasında barış ve adalet dengesi nasıl sağlanabilir? Bu ayeti, modern toplumsal sorunların çözümünde nasıl rehber alabiliriz?
[1]: “Surah Hujurat ayat 9 Tafsir Quran 49:9”
[2]: “Qur’an Wiki – Surah 49: al-Hujurat Ayat 9”